obama anketlerde yüzde yüzü buldu amerika oy patlaması yapacak
obama anketlerde yüzde yüzü buldu amerika oy patlaması yapacak
SİYÂH e-dergi
obama anketlerde yüzde yüzü buldu amerika oy patlaması yapacak
“Felsefe üzerinde çalışma –ki mimaride ki çalışmaya çokça benzer- aslında daha çok kişinin kendi üzerinde çalışmasıdır.
Kendi anlayışı üzerinde. Nesneleri nasıl gördüğü üzerinde.
(Ve onlardan ne beklediği üzerinde.)”
Altıkırkbeş Yayın
bir Kaybedenler Kulübü tribidir.
http://www.hatrack.com/
Issız bir Norveç fiyorduna kulübesini yaptırırken, günün birinde bir ev inşa edeceğine dair aklında büyük ihtimalle hiçbir düşünce yoktu.
Münzevi kişiliği hiçbir zaman bir mekâna ihtiyaç duymamıştı aslında. Ki; aitlik hissi kendisinde barınmadı hiç, hep gitmeyi tercih etti.
“Kundmangasse”ye gelince: o ev “kendisinden”di lâkin asla kendisi için değil…
Bize, ‘başkasının derinlikleriyle oynama’mayı öğreten, intiharı
düşünmeyi sever filozofumuz, felsefesine ayna tutan bir yapıyla karşımızda:
“Wittgenstein House”.
“Felsefe üzerinde çalışma –ki mimaride ki çalışmaya çokça benzer- aslında daha çok kişinin kendi üzerinde çalışmasıdır. Kendi anlayışı üzerinde.
Nesneleri nasıl gördüğü üzerinde. (Ve onlardan ne beklediği üzerinde.)”
Yabancı Sinema "Vahşi Kahramanın Dönüşü"
Yönetmen: Irvin Kershner
Orijinal Adı: RETURN OF A MAN CALLED HORSE
Oyuncular: Richard Haris, Geoffrey Lewis
Bir İngiliz Lordu doğduğu ve büyüdüğü topraklara geri döner ve burada eski gelenekleri tekrar canlandırmaya çalışır.
bu mektup "duwarmish" kızılderililerinin reisi seattle tarafından "washington'daki büyük başkan" a yani 1853-1857 yılları arasındaki amerikan cumhurbaşkanı franklin pierce'ye ithafen yazılmış:
"washington'daki büyük başkan bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildiren bir mektup yollamış. dostluktan söz etmiş büyük başkan... ama biz sizin , dostluğumuza ihtiyacınız olmadığını biliriz.
gökyüzünü nasıl satın alabilirsiniz ?
ya da satabilirsiniz ?
ya toprakların sıcaklığını?
ağzımdan çıkan sözler yıldızlara benzer, büyük başkan, hiç sönmezler. bu yüzden söyleyeceklerime güveniniz.
havanın taze kokusuna
suyun pırıltısına
sahip olmayan biri onu nasıl satabilir ?
kutsaldır bu topraklar benim için ve ulusum için...
yağmur sonrası ışıltılı her çam yaprağı
denizi kucaklayan kumsallar
karanlık ormanların koynundaki sis
şakıyan böcekler...
ve bilin ki:
kızılderili adamın anıları
ağaçların özsuyunda saklıdır. toprak bizim anamızdır.
bilesiniz ki;
derelerin ve ırmakların içinden geçen sular, sadece su değildir.
atalarımızın kanıdır o.
babalarının mezarını geride bırakır beyaz adam. toprağı çocuklarından çalar.
açlığın dünyayı saracak beyaz adam ve ardında koskoca bir çöl bırakacaksın.
sabahın sisi dağların karnından doğan güneşi görür ve kaçar.
demir at (lokomotif), öldürüp çürümeye bıraktığınız binlerce buffalodan nasıl kıymetli olabilir ?
nasıl ? anlamıyorum.
hayvanlar insanları bıraksa , insanlar ruhlarının yalnızlığından ölmez mi ?
hayvanların başına gelen, insanın da başına gelecektir.
toprağın başına gelen , oğullarının da başına gelecek ...
çocuklarınıza bizim öğrettiğimiz şeyleri öğretin.
toprak bizim anamızdır.
ve toprağa tükürülmez.
toprak insana değil , insan toprağa aittir.
insan hayat dokusunun içindeki bir liftir sadece...
beyaz adam neyi satın almak istiyor ?
gökyüzü ve toprakların sıcaklığını mı ?
koşan antilopların çabukluğunu mu ?
biz size bunları nasıl satabiliriz ?
ve siz nasıl satın alabilirsiniz ?
bir kağıt parçasını imzaladığımız ve beyaz adama verdiğimiz için her şeyi yapabileceğini mi zanneder beyaz adam ? havanın tazeliğine ve suyun pırıltısına sahip değilsek, bunu nasıl satabiliriz size ? son buffalo da öldüğünde onları tekrar nasıl satın alabilirsiniz ? beyaz adam geçici bir iktidardır ve o kendini her şey zannetmektedir . bir insan annesine sahip olabilir mi ?
günlerimizin kalan kısmını nerede geçireceğimiz önemli değil. çocuklarımız babalarını gururları kırılmış gördüler. savaşçılarımız utandırıldılar. yenilgiler sonrası kendilerini içkiye ve yemeğe verdiler. bu yolla vücutlarını uyuşturuyorlar. bir kaç kış ömrümüzün kaldığı bu topraklarda yakında matemimizi tutacak tek bir kişi bile kalmayacak. ama niye ağlayayım ? insanlar denizdeki dalgalar gibi gelip geçerler. biz gidiyoruz, ama beyaz adamın da bir gün keşfedeceği şeyi bugünden biliyoruz. hepimiz aynı büyük ruhtan geliyoruz . beyazlar da bir gün bu topraklardan gidecektir. belki de bütün ırklardan daha çabuk. yataklarınızı zehirlemeye devam edin. ve bir gece kendi çöplerinizde boğulacaksınız. bu kader bizim için şu anda bilinmezdir. fakat biliyoruz ki batışınızda her tarafa parlak bir ışık yayacaksınız.
bütün buffalolar öldürüldükten , yaban atları ehlileştirildikten, ormanın en gizli köşelerine kadar dünya insan kokusu ile dolduğunda , sevimli tepenin görüntüsü konuşan tellerle kirletildikten sonra, bir bakacaksınız ki gökteki kartallar yok olmuş. hızlı koşan taylara elveda demişsiniz. bu ne demektir biliyor musunuz ? bu yaşamın sonu ve sadece daha fazla hayatta kalmanın başlangıcıdır...
biz kardeşlerininkinden ne kadar farklı olursa olsun her insanin istediği gibi yaşamasını savunuruz. eğer biz teklifinizi kabul edersek, bu sadece yeni toprakları güvence altına almak için olacaktır ve orada son günlerimizi rahat ve huzurlu geçirebiliriz belki...
size bu topraklarımızı sattığımız zaman, siz onu bizim sevdiğimiz gibi seviniz, onunla bizim ilgilendiğimiz gibi ilgileniniz. ve onu bugün bulduğunuz gibi hatırlayınız. bu toprakları ve üzerindeki canlıları çocuklarınız için koruyunuz. çünkü bu dünya kutsaldır. beyaz adam bile ortak kaderimizden kaçamaz, belki biz hepimiz kardeşiz.
bunu zaman gösterecek."
11:05 Sinema "Vahşi Kahramanın Dönüşü"
Vahşi Batı'da bir İngiliz
(Return of A Man Called Horse)-
Bir zamanlar Vahşi Batı'ya gidip kızılderililere esir düşen soylu İngiliz centilmeni, asıl filmin devamı olan bu yapımda da artık yanlarına yerleşip
içlerinden biri olduğu kabileyi soykırımdan kurtarmaya savaşır...
Elliott Silverstein'in yönettiği 1970 yapımı filmin başarısı üzerine 6 yıl sonra çekilen devam filmini Irvin Kersner yönetmişti.
İlerici mesajı, çevreci özü ve şiddetle yoğrulmuş işkence sahneleriyle, yine çekici ve sürükleyici bir film.
Perdedeki en unutulmaz rollerinden birini veren 'merhum' Richard Harris'e unutulmaz karakter oyuncusu Gale Sondergaard eşlik ediyor.
Aşk üçgeni olmayan bir film görmedim ben.
Bu üçgende x, y'ye; y, x'e; z'de x'e aşık olur genelde.
Bazen, senaristler işi o kadar karıştırır ki, bazı aşklar dörtgene kadar varabilir.
Hayır grup seksten bahsetmiyorum. Hatırla Sevgili'de var böyle bir aşk dörtgeni mesela.
Ahmet, Mişen'e; Yasemin, Ahmet'e; Necdet, Yasemin'e; Leyla da, Ahmet'e aşık bu dizide.
Sonra Ahmet Mişen'den cayıp Yasemin'e aşık oluyor.
Tabii bu tür durumlarda, aşk kare olmaktan çıkıp aşk yamuğuna dönüyor iş.
Senaristlerin işi çok fazla karıştırdığından şikayet etmiştim. Aslında ne kadar karışık olabilir ki, geometri;
"Karenin çevresi kenarların toplamıdır"
şeklinde ne de olsa formülü var, formülleri var.
Ama gel gör ki, aşkın formülü yok.
İki kişinin ilişkisi bile yeni bir kişilik oluştururken, yani her ilişkinin kendisine göre karekteristiği varken; ki, ben bu yüzden hiç bir, ideal ilişki vaat
eden kitapları okumazken, nasıl böyle aşksal üçgenlere, dörtgenlere kadar senaryo yazıyorlar?
Nerden alıyorlar bu cesareti?
Arkalarında kim var? Kim varsa ben de, yaslanmak istiyorum da ben...
Şaka bir yana, konumuza dönelim: "Doğrusal Aşk".
Nedir doğrusal aşk? İki nokta arasındaki düz bir çizgi, doğrusal bir çizgidir.
O zaman da, doğrusal aşk, iki kişi arasındaki aşktır.
Ve doğru bir çizginin sonsuza kadar uzaması gibi, doğrusal bir aşk da sonsuza kadar uzanabilir.
Ne kadar romantiğim?
Romantikliği es geçersek, ya kardeşim! ben, x'in y'ye; z'nin, f'ye; k'nin, n'ye aşık olduğu ve her şeyin nizami bir şekilde devam
ettiği, çiftlerin eşli okey oynadığı, aşk üçgenleri olmadan bir filmi ölmeden izleyemeyecek miyim?
Göremezsem ben ne yapacağımı biliyorum.
Elimi hiç kaldırmadan çizdiğim
bu şekile, ve belirttiğim harflere birer isim verip öyle bir aşk geometrisi oluştururum ki, bir daha kimse aşk senaryosu falan yazamaz.
Senaristler size sesleniyorum.
:))))))
Nano-Quote:
"Any intelligent fool can make things bigger, more complex and more violent.
It takes a touch of genius-and a lot of courage-to move in the opposite direction."
-Albert Einstein
Nano-alıntı:
. "herhangi bir zeki enayi, daha şiddetli ve daha fazla complex, daha büyük şeyleri yapabilir".
Yöne tamamlayan bir rol'de de çok cesaretle hareketi ve geniusun bir dokunmasını tutar. .
Albert Einstein.
9 yaşında gitar virtiözü bunu kaçırmayın
9 yaşında gitar virtiözü bunu kaçırmayın
9 yaşında gitar virtiözü bunu kaçırmayın
9 yaşında gitar virtiözü bunu kaçırmayın
9 yaşında gitar virtiözü bunu kaçırmayın
9 yaşında gitar virtiözü bunu kaçırmayın
9 yaşında gitar virtiözü bunu kaçırmayın
müzik örtmenlerine duyrulur. :))))
HTTP://ENFLASYONCANAVAR.BLOGGUM.COM